Ziynetlerin İadesi Davası (Menkul Teslimi Davası)

0 5

Ziynetlerin İadesi Davası; Boşanma söz konusu olduğunda ülkemiz gelenek ve görenekleri gereği özellikle düğünlerde çiftlere takılan ziynet eşyalarının akıbetinin ne olacağı en çok merak konusu olan hususlardan biridir. İşte ziynetlerin iadesi davası da genel olarak bu ziynetlerin kimde kalacağıyla alakalı bir dava türüdür.

Ziynetlerin iadesi davası daha çok teamüllerle alakalı olduğundan, ziynetlerin iadesi davasının detayları ve ispat koşulları daha çok Yargıtay Kararları ile şekillenmiştir. Bu nedenle biz de ziynetlerin iadesi davasını Yargıtay kararları ışığında inceleyeceğiz.

Ziynetlerin İadesi Davası Nasıl ve Nerede Açılır?

Ziynetlerin iadesi davası boşanma davasının eki niteliğinde değil, müstakil bir davadır. Boşanma davasından ayrı olarak da açılabilir, ayrıyeten harcı ödenmek suretiyle boşanma davası ile birlikte açılması da mümkündür. Ziynetlerin iadesi davasına bakmaya görevli mahkeme aile mahkemesidir.

Ziynetlerin Evlilik İçindeki Niteliği

Evlilik birliği içerisinde kadın ve erkeğin malları kişisel mallar ve edinilmiş mallar olmak üzere ikiye ayrılır. Evliliğin sona ermesi halinde, evlilik birliği devam ederken edinilmiş mallar kategorisine giren mallarda eşlerin eşit payı bulunurken, kişisel mallar ise kime aitse onda kalır. Boşanma sonucunda eşler birbirlerinde kalan kişisel eşyalarını iade etmekle yükümlüdürler. İşte ziynet eşyaları da Yargıtay’ın sayısız içtihadı gereği kadının kişisel mallarından sayılmaktadır.

Ziynet Eşyaları Kavramının İçine Neler Girer?

Düğünde kadına takılan ziynet eşyaları kimin taktığı mühim olmaksızın kadının kişisel malıdır. Erkeğe takılan ziynet eşyaları ise somut duruma ve bulunulan yerin adetlerine göre değerlendirilmelidir. Çoğu zaman erkeğe takılan ziynet eşyaları da kadının kişisel mallarından sayılmaktadır. Zira ülkemiz şartlarına bakıldığında çok sayıda kadının ekonomik özgürlüğü bulunmamaktadır. Ziynet eşyaları da kadına sağlanan bir çeşit güvence olarak nitelendirilmektedir.

Peki evlilik birliği içerisinde edinilen ziynet eşyalarının durumu ne olacaktır?

Evlilik birliği devam ederken erkek kadına hediye olarak ziynet eşyası vermişse, bunlar kadına bağışlanmış sayılır. Bağışlanan mallar da eşlerin kişisel mallarından olduğundan, yine bu zilyetler de kadının kişisel mallarından sayılacaktır. Ancak yatırım için edinilmiş ziynetler için kesin olarak aynı değerlendirmeyi yapmak mümkün değildir. Erkek yatırım olarak altın almış ancak bunları eşine hediye etmemiş yani bağışlamamışsa, bu altınları erkeğin edinilmiş mallarından saymak daha doğru olacaktır.

Ziynetlerin İadesi Davası (Menkul Teslimi Davası)
Ziynetlerin İadesi Davası (Menkul Teslimi Davası)

Ziynetlerin İadesi Davasında İspat

Medeni Kanun’un getirmiş olduğu genel ispat kuralı gereği herkes hakkını dayandırdığı olguları ispat etmekle mükelleftir. Bu nedenle ziynetlerin iadesini talep eden davacı, ziynetlerin eşinde kaldığını ispat etmek durumundadır. İspat için tanık ve yemin dahil her türlü delile başvurmak mümkündür. Ancak değişik durumlara göre ispat yükü yer değiştirebilir. Bu nedenle ziynetlerin iadesi davalarında en çok karşılaşılan durumları Yargıtay kararları ışığında örneklemek daha faydalı olacaktır.

Kadının evden ayrılırken ziynet eşyalarını yanında götürdüğüne dair bir delil yoksa, kadının ziynetlerin iadesi davası nın kabulü gerekir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2015/2903 E. , 2016/173 K. , 11.01.2016T… “Ziynet eşyaları kadının kişisel malı olup, erkek eşe iade etmemek kaydıyla hibe edilmedikçe erkek tarafından kadına iade edilmelidir. Mahkemece davalı-karşı davacı kadının evden ayrılırken elinde iki poşet olduğuna yönelik tanık beyanları esas alınarak, ziynetlerin kadın tarafından götürüldüğü kabul edilmiş ve ziynetlerle ilgili talebinin reddine karar verilmiştir.

Yapılan yargılama ve toplanan delillerden, davacı-karşı davalı erkek tanıklarının ziynetlerin kadın tarafından götürüldüğüne dair bir beyanları bulunmamaktadır. Aksine müşterek evde yaşanan en son tartışma üzerine taraflar ayrı yaşamaya başlamışlar, kadın ile beraber evde bulunan ve birlikte ayrılan tanıklar, davalı-karşı davacı kadının ziynetlerini almasına erkeğin anne ve babasının engel olduğu, yatak odasına girmesine mani oldukları ve üzerinde ziynetleri olmadan evden ayrılmak zorunda kaldıklarını beyan etmişlerdir.

Aynı oturumda tanık olarak birlikte dinlenen davacı-karşı davalı erkeğin anne ve babasının ziynetlerin alınmasına engel olunmadığı ve ziynetlerin giderken kadının üzerinde olduğuna dair aksi yönde bir beyanları da bulunmamaktadır.

Bu durumda, davalı-karşı davacı kadının ayrılırken ziynet eşyalarını yanında götüremediğinin kabulünde zorunluluk vardır. O halde kadının ziynet alacağı davasının kabulü gerekirken, yazılı gerekçe ile ziynetlere dair talebin reddi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir…”

İspat yükü kendsine düşen davacı kadının, diğer delillerle davasını ispat edememesi halinde diğer tarafa yemin teklif etme hakkının hatırlatılması gerektiği.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2015/11405 E. , 2016/2050 K., 09.02.2016 T., “ … Davacı kadın düğünde takılan ziynet ve paraların davalı tarafından alınıp bozdurulduğunu iddia etmiş ancak bu iddiasını diğer delillerle ispat edememiştir. Davacı kadın delil listesinde açıkca yemin deliline de dayanmamıştır. İspat yükü kendisine düşen ve davasını diğer delillerle kanıtlayamayan davacı kadına ziynet ve para alacağına dair talebi konusunda diğer tarafa yemin teklif etme hakkı hatırlatılıp, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 225 vd. maddelerindeki yeminle ilgili usul işlemleri yerine getirilip, gerçekleşecek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle ziynet ve para alacağının reddine karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir..”

Davacı kadın ziynetlerin iadesi davası kapsamında ziynet eşyalarının davalı erkek tarafından alıkonulup saklandığını ispat yükü altındadır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2016/10228 E., 2016/12343 K., 27.06.2016T. “…Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür (TMK m. 6, 6100 s. HMK m. 190/1). Davacı kadın dava dilekçesinde ziynetlerin davalı erkekte kaldığını iddia etmiş, davalı erkek ise bu iddianın doğru olmadığını, 16 gramlık 3 adet bilezik ile takı setinin davacı tarafından giderken üzerinde götürüldüğünü, 35 adet çeyrek altın ile 5 adet hediyelik bileziğin düğün sonrası bozdurularak yatak odasının ücretinin ödendiğini, halen kendisinde 2 adet 16 gramlık bilezik bulunduğunu savunmuştur.

Davacı kadın ziynet eşyasının erkek tarafından alıkonulduğunu, saklandığını ispat yükü altındadır. Ziynet eşyalarının niteliği gereği kadının ortak konuttan ayrılırken yanında götürmesi hayatın olağan akışına uygun düşer. Davacı kadının tanıklarının ziynetlere ve kadının evden ayrılışına dair somut görgüye dayalı bir bilgileri yoktur.

Dosyada iddiayı kanıtlamaya elverişli başkaca bir delil de bulunmamaktadır. Davacı kadın yemin deliline dayanmamış, gösterdiği diğer delillerle de davalı erkeğin, kadının giderken götürdüğünü iddia ettiği davaya konu 16 gramlık 3 adet bilezik ile takı setinin davalı erkekte olduğunu ispat edememiştir. Bu durumda mahkemece, davacı kadının ziynet talebinin 16 gramlık 3 adet bilezik ile takı seti yönünden reddi gerekirken, kabulü doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir…”

Ziynetlerin geri istenmemek üzere verildiği iddia ve ispat edilemezse davacı kadının zilyetlerin iadesi davası kabul edilmelidir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2015/18566 2016/12666 29.06.2016 T.         “…Düğünde kadına takılan ziynetler, bağış hükmündedir ve kadının kişisel malıdır. Ziynetlerin, geri istenmemek üzere verildiği iddia ve ispat edilmedikçe bunları alan, iade etmekle yükümlüdür. Davacı-davalı kadın, dava dilekçesi ile; düğünde takılan yedi adet bilezik, altı adet gramise, iki adet yarımlık ve bir adet set takımının düğünden hemen sonra eşi tarafından elinden alındığını, iade etmediğini belirterek aynen olmadığı takdirde bedelini istemiştir. Davalı-davacı erkek de cevap dilekçesinde bu altınların düğün masrafı ve müşterek hanede bulunan eşyaların bedeli için harcandığını belirtmiştir.

Dinlenen bir kısım kadın tanıkları kadının baba evine döndüğünde üzerinde çeyrekli kolyesi ve set takımının olduğunu ifade etmişlerdir. O halde, ziynetlerin geri istenmemek üzere verildiği iddia ve ispat edilmediğine göre, davacı-davalı kadın tarafından talep edilen set takımı haricindeki ziynet eşyalarına dair davasının kabulü gerekirken, yetersiz gerekçe ile isteğin reddi doğru bulunmamıştır.”

Ziynetlerin iadesi davası örf ve adetlerle sıkı bir ilişki içerisindedir. Bu nedenle her geçen gün verilen kararlarla hukuk dünyasındaki görünümü de şekillenmeye devam etmektedir.

 

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bu web sitesi deneyiminizi geliştirmek için çerezleri kullanır. Bununla iyi olduğunuzu varsayacağız, ancak isterseniz vazgeçebilirsiniz. Kabul etmek Mesajları Oku